ARAYIŞ

arayis-2

 

Bir dans bu, bir düş; benim var oluş mücadelem
Kim verdi ellerimdeki bu ateşi?
Ayaklarımda yeryüzünü gıdıklayan bir rüzgâr var
Işığın nereye kadar gittiğini bilseydim eğer veya bir notanın çıkarttığı sesin ulaştığı yeri
O zaman geldiğim yeri bulabilirdim
Koşmama gerek yok, koşmak bir yere varmayacak, bunu biliyorum
Belki de öylece uzanmalıyım
O ‘hiç’ kadar dingin boşluğa kendimi bırakmalıyım
Bazı zamanlar başka bedenlerde kendi yüzümü görüyorum
Sanki kendimle karşılaşmışım, hiç tanımadığım o kişi benmişim
Merhaba genç kadın, sizi tanımak güzel
Sanki ifadenizde bir özlem mi var?
Derken az ilerde genç adamı görüyorum
Onu tanımıyorum
Merhaba genç adam, sizinle daha evvel tanışmamıştık
Sadece bir kez baktık birbirimize
Bana elinizi verir misiniz?
“Bana ‘sen’ diye seslenebilirsiniz genç hanım.”
Seni tanımıyorum genç adam, seninle daha önce hiç tanışmadık
Bana benzediğinizi duydum
Sen de geceleri ayaklarını sallıyormuşsun, bir yerde okumuştum, doğru mu bu?
Genç adam konuşmadı
Yüzüme özlemle baktı ve elime öpücük kondurarak usulca uzaklaştı
Bu bizim ilk öpücüğümüz
Belki bir dahaki sefere ben de onu öperim
Şu an buna daha fazla odaklanamam
Hemen rahat bir yer bulup karanlık gökyüzüne uzun uzun bakmalıyım
Aydınlanmam için karanlığı içime almam gerek
Işığımın gittiği yeri bulmam için evrenin karanlığına ihtiyacım var
Bir var oluş mücadelesi bu, bir arayış
Varmak nedir bilmeden yürüdüğüm bu yolda, zamana değiyorum