BEN BİR KADINIM

feminizm-795x420

Saat sabah 4:30. Beni yatağımdan kaldırıp bilgisayar başına getiren bir şey var içimde: “Öfke!” Geceleri yastığa kafamı koyduğumda ne yazık ki, beynimde yer etmiş olayların içine girip isyan etmekten uyuyamıyorum. Yine öyle bir gece. Yazmazsam delireceğim.

Ben bir feministim. Bir sabah uyandığımda “Feminist olacağım ben.” demedim. Zaman içinde, kendimi keşfettikçe ve feminizm kavramını öğrendikçe feminist olduğumu anladım.
Arkadaşlarım soruyor:
-Feminist misin?
Cevap veriyorum:
-Evet.
Karşılık veriyor:
-Gerek yok böyle şeylere.
Beynim yanıyor. Ne talihsiz bir karşılık.
Üniversitedeki dekanımız (erkek) parmağını sallıyor ve bana diyor ki:
-Marjinal olmak için yapma böyle şeyler.
Ben bir hışım cevap vermek için ağzımı açarken arkadaşım kolumu çimdikliyor. Haklı, mezun olmam gereken bir okul var.
Yüksek lisansa geldiğimde, ders sunumlarımda tiyatro oyunlarını feminist bir bakış açısı ile eleştiriyorum diye dersi dinleyen erkek arkadaşlarım tarafından şiddetle eleştiriliyorum. Arkadaşlarım, ders anlattığım süre içinde, nedense öfkeden kuduruyorlar.
Yüksek tansiyonlu, bol gerilimli ortamda durup şöyle diyorum:
-Güçlü kadınlar sizi neden bu kadar çok rahatsız ediyor?
Bir an düşünüp, susuyorlar.
Daha bunlar gibi yüzlerce anı…

Yanlış anlaşıldığım bir durumu düzeltmek isterim. Ben erkeklere karşı değilim. Erkek egemen ideolojiye, bu yaşamsallığı destekleyen erkeklere ve kadınlara karşıyım. Sadece cinsiyet ayrımcılığına da değil üstelik, her türden ötekileştirmenin ve ötekileştirenin de karşısındayım.
Her ay adet görüyorum diye, erkeklerden farklı bir cinsel organım ve de memelerim var diye neden sürekli aşağılanıyorum? Doğuştan sahip olduğumuz bedenimiz ve özelliklerimizden dolayı (Ben dünyaya gelirken kimse bana, erkek mi kadın mı olmak istiyorsun diye sormadı. Pipin mi olsun vajinan mı diye soran da olmadı, belirteyim.) dünyanın, kadınların gururunu kırmaya ne hakkı var? Üç bin yıldır kadınlar sadece kadın oldukları için görmezden geliniyor ve bu normal karşılanyor da ben bir kadın olarak görünmez olmayı asla kabul etmediğim için neden marjinal oluyorum?
Peki bir erkek görmezden gelindiğinde neden anormal karşılanıyor da bir kadın görmezden gelindiğinde normal karşılanıyor? Bir erkek görmezden gelindiğinde anormal karşılanıyorsa, bir kadın görmezden gelindiğinde de anormal karşılanması gerekmez mi?
Feministim dediğimde, gerek yok böyle şeylere diyen kadın arkadaşımı düşünüyorum da, bunları sorgulamamın neresi gereksiz?

Zihnim beni yine bir anıya götürdü. Arkadaşlarla yaptığım sıradan bir muhabbet esnasında kadınların ne kadar renkli oladuğunu düşündüğümden bahsederken nedense bir erkek arkadaş bu cümleme oldukça sinirleniyor ve diyor ki: “Sen benim sayemde üreyebilirsin.” Hoppala! Kadınların renklerine olan hayranlığımdan bahsederken bu cümle nereden çıktı şimdi? Üstelik erkeklerle ilgili herhangi bir aşağılayıcı söylemde bulunmamışken. Kadınlara olan hayranlığım bir erkeği neden rahatsız ediyordu? Ve bu rahatsız erkek (kendince) kendi üstünlüğünden bahsederken, erkeği neden kadın üstünden konumluyordu? O olmazsa ben doğuramazdım evet, peki ben olmazsam o üreyebilir miydi? Hayır. Ee o halde durumlar eşit görünüyor. Peki bu eşitlik içinde erkek neden kendini kadın üstünden güçlü gösteriyordu?
Yaşadığım her benzer olayda beynim durmadan bunun gibi sorular üretir ve bir kez başladığında durması epey zaman alır. Tekrar başlaması ise uzun sürmez. Çünkü sıklıkla böyle anılar yaşanmakta.

En büyük tutkularımdan biridir; sık sık tiyatro, opera, müzikal seyretmeye giderim. Sık gittiğim için de sık karşılaştığım bir şey var: “Kadının sebepsiz mağduriyeti.” Örneğin bazı operalarda kadın ağlıyor, itilip kakılıyor, kadına sen öcüsün deniyor, kadın sürgün ediliyor, asılıyor… Bunların hepsini muhtemelen bir erkeğe gönlünü kaptırdığı için, evliyken başkasıyla fingirdediği için, gönlüne söz geçiremediği için falan yaşıyor. O kadıncağız sahne üstünde helak olurken sahneye çıkıp buna sebep olan herkesi tek tek pataklarken buluyorum kendimi. Sonra birden ayılıyorum meğer hayallerimde pataklamışım. Eser çoktan bitmiş de insanlar hunharca alkışlamakta. Oyunculuklar muazzam, dekor çok güzel, her şey çok hoş alkışlayalım bunları elbette peki ya bu eserdeki kadının yeri? Diğer her şey güzel diye bunu görmezden mi gelelim? Muhtemelen yine tuhaf olan benim. Yine başladı beynim ardı sıra sorular sormaya. Gece bana yine uyku yok.

Konudan konuya atlayıp sizi yormak istemem lakin bu, hayatta çok yaptığım bir şey. Ben bazen makyaj yapmaktan çok keyif alırım bazense almam. Makyaj yapıp süslendiğimde ise kadın arkadaşlarımdan da erkek arkadaşlarımdan da şöyle şeyler duyabiliyorum zaman zaman. “Neden bu kadar makyaj yaptın?” Bu tarz sorular biter mi, bitmez elbet: “Eteğin neden bu kadar kısa, topuklu mu giydin sen?” Bir başladı mı böyle gider bu. Çok sebep arayıp yorma o güzel kafanı öyle çok acayip nedenleri yok. Canım öyle istiyor da ondan. Hayretler olsun, 29 yaşında bir kadın olarak makyaj yapmamın, topuklu giymemin ne gibi bir tuhaflığı var? Çünkü bir kadın daha fazla dikkat çekmemeli. Çünkü bir kadın süslenmişse kesin bir erkeğe kendini beğendirmek istiyorordur. Aman da ne kadar ayıptır.

Yazdıkça yazasım geliyor dayanamayacağım bir anımdan daha bahsedeceğim.
Bir akşam bir kadın arkadaşımla muhabbet ederken nereden geliyorsa laf mastürbasyona geliyor. “Neee?” diye hönkürüyor bana. “Sen mastürbasyon mu yapıyorsuun!?” O bana hayretler içinde bakıyor, ben ona hayretler içinde bakıyorum. Bir süre böyle hayretle bakışıyoruz.
“Ne zamandır yapıyorsun?” diyor bana yine hayretle. Ben de yine aynı hayretle cevap veriyorum: “Valla ben kendimi bildim bileli yapıyorum.” ardından soruyorum: “Asıl sen neden yapmıyorsun yahu?” “Aman Tanrım! Ne kadar saçma bir şey kendi kendine neden yapasın?” diyor. Ben açıyorum ağzımı yumuyorum gözümü, başlıyorum yine sorgulamaya.
Erkekler yapıyor bunu çok doğal karşılıyorsun da bir kadının yaptığını duyunca neden garip karşılıyorsun, kadınlar kendini neden tatmin edemesin? Bu senin bedeninin ihtiyacı, doğduğun an öğrendiğin, bebekken bile yaptığın, büyüdüğünde de bilinçli olarak yapmaya devam ettiğin bir şey! Ne var ulan bunda bu kadar hayretlere düşecek? Bu iş sadece karşı cinsle mi yapılır? Senin kendi hayal dünyana, kendi yalnızlığına, kendi bedenini ellemeye ihtiyacın yok mu ulan? Kendi bedeninin ne istediğini bilmezsen bir başkası nereden bilecek? Hayatımızın sonuna kadar orgazm olmadan yaşayıp sinirden kafayı mı yiyelim ulan canım arkadaşım? Bu sorular böyle devam etti, arkadaşım beni ağzı yüzü buruşa buruşa dinledi. Ama hakkını yemeyeyim o geceden sonra değişti. Artık bana hayret etmiyor.

Devam edecek olursam hiç bitiremeyeceğim sanırım. Zira bunun gibi birçok anım var ve öyle görünüyor ki olmaya da devam edecek.
Sen iyisi mi şimdi kulaklarını aç ve beni iyi dinle!
Ben bir kadınım ve canım bazen dışarı hiç makyaj yapmadan, salaş bir şeyler giyip çıkmak istiyor, bazense canım süslenmek istiyor.
Sabret bitiyor biraz daha dinle!
Ben bir kadınım, düşündüğü, doğru olduğuna inandığı şeyleri söylemekten çekinmeyen. Ben bir kadınım, tıpkı erkekler gibi yani her insan gibi ihtiyaçları olan. Ben bir kadınım, arzuladıklarıyla seks yapan. Ben bir kadınım, hayal kurup, mastürbasyon yapan.

Tekrar etmemde hiçbir sakınca yok o halde tekrar edeyim: “Ben bir kadınım!”
Bunu söylemeden geçemeyeceğim, çok da güzel kahkaha atarım.