Farklıların kaybetmediği dünyaya…

Taare Zameen Par

Taare Zameen Par, Aamir Kahn’ın yapımcılığını, yönetmenliğini, oyunculuğunu üstlendiği başarılı bir film. Farklıların öteki olduğu, önemsenmediği dünyamızda, insana umut ışığı olan bu filmi keşfetmiş olmak beni oldukça heyecanlandırdı.

Ishaan Awasthi 10 yaşındadır ve okuma yazmayı bir türlü sökememektedir. Ailesi, hocaları ve komşuları kendinden fazlasıyla şikâyetçidir. Herkes ondan diğerleri gibi olmasını bekler, o da diğerleri gibi olmak için çabalar; fakat bunu bir türlü başaramaz. Hiç kimsenin onun farklılığına değer biçmemesi ise çaresizliğin ta kendidir. Okumakta olduğu okuldan alınıp yatılı yurda verilen Ishaan bu okulda gittikçe içine kapanır ve depresyona girer. Kimseyle konuşmayan Ishaan dibe doğru batarken resim öğretmeni Ram Shankar onun farklılığını fark eder ve battığı yerden onu çıkarır. Okuma yazmayı bir türlü çözememesinin sebebi ne tembel oluşu ne de aptal oluşudur. O, disleksidir. Bu durumu keşfeden resim öğretmeni ise onu eğitmeye kararlıdır. Başarır da…

Peki ya Ishaan’ın karşısına onu fark edecek biri çıkmasaydı? Minicik bedeni ve genç ruhuyla kalabalıklar arasında çırpınıp duran, geceleri gizli gizli ağlayan küçük çocuk karşılaştığı yalnızlık yüzünden gittikçe içine kapanacak, özgüveni paramparça, yeteneklerinden habersiz bir şekilde büyüyecekti. Doğuştan sahip olduğu yetenekleri, felaketini getirecekti.

Kim bilir kaç çocuk yeteneklerini keşfetmekten mahrum bırakılıyor, kim bilir kaç çocuğun hayalleri hunharca katlediliyor? Eğitim sistemi beynimize tecavüz ediyor. Özgürlüğümüz elimizden alınıyor. Bize düşen itaat etmek, ezberlemek. Bu zorlu hayat yarışında birilerini geçmek için daha çok çalışmak. Ama Ram Shankar gibi öğretmenlerin olduğu bir dünyada bu tutsaklık nasıl mümkün olabilir ki? Ağaçların belki de pelerin giymiş bir insan olabileceğini; yağmurun, bulutların yanlışlıkla muslukları açık bıraktığı için yağabileceğini daha ilk dersinde şarkılarla anlatan, flüt çalan, dans eden, öğrencilerine hayal kurmalarını söyleyen bu resim öğretmeni, sınıftaki tüm çocukların dünyalarını renklerle donatacaktır.

Her çocuğun tek ve biricik olduğunun fazlasıyla bilincinde olan Ram, onu yetenekleriyle tanıştıracak; Ishaan’ın, özgüvenini yeniden kazanması için savaşın en romantiğini verecektir. Çaresiz, yalnız, mutsuz, masum erkek çocuğunun hayatına bir tılsımlı değnek gibi değen bu kocaman yürekli adam bir dönem boyunca onunla bizzat ilgilenecektir.

Derslerinde başarıya ulaşmasını sağlamanın yanında muazzam resim kabiliyetini de destekleyecek, bu destek filmin sonlarına doğru bir başarı sahnesine dönüşecektir. Bu başarı, kuşkusuz filmin en duygusal sahnesidir. İshaan okulda düzenlenen resim yarışmasında birinci seçilir ve ödülünü, alkışlar eşliğinde alır. İshaan şaşkın, mutlu, duygusal yoğunluğunun en zirvesindedir o anlarda. Uzunca bir süredir yetersiz olduğunu düşünerek yaşayan İshaan, başarısının dehşetine düşmüştür. Koşarak sarılır resim öğretmenine. Bu sahnede Ram ve İshaan gözyaşlarına karşı koyamazken bizi de hıçkırıklara boğar. Onun başarısı bizim de başarımızdır artık. Sistemin bize kaybettirdiği her şeyi geri kazanırız o anlarda. İstemsiz ayağa kalkarız tutkuyla, biz de sarılmak isteriz bu dâhi çocuğa. Sarılmak isteriz onca yıldır kaybettiğimiz içimizdeki tılsımlara.

Farkların kaybolmadığı, farklıların kaybetmediği o renkli dünyaya inanarak devam ederiz filmin sonunda yaşamaya.
Bize bunu yaşatan filmin yönetmeni Aamir Kahn’a  saygılarımla. Yaşasın Bollywood.