Güzel Sesli Kral

not_always_the_fairy_tale_by_CSnyder

Evvel zaman içinde kalbur saman içinde, develer tellal iken pireler berber iken, ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken. Hamamcının tası yok, külhancının baltası yok, arap bacı hamama gider koltuğunda bohçası yok.

Bir varmış bir yokmuş. Uzak diyarlarda; yıldızların mavi, okyanusun kırmızı olduğu bir ülkede, güzel sesli bir kral yaşarmış. Kral, öyle tutkulu bir adammış ki, ne zaman şarkı söylese kırmızı okyanusun balinaları aşka gelirmiş. Yalnızmış kral, yakışıklı ve gençmiş, kimselere de gönlünü kaptırmazmış. Çünkü bir türlü hayallerindeki sesi işitmemiş gördüğü kadınlardan. Ne zaman onu evlendirmek isteseler “Hayır” demiş “Beklediğim bir ses var”.

Masal bu ya, kırmızı okyanusun üstünde, kralın ülkesine yakın bir ada varmış. Bu adada yaşayan da  bir kabile. Bu kabilede sanat düşkünü bir genç kız yaşarmış. Duvarlara resimler çizer, ateş ışığında dans eder, dalgaların sesine şarkı söyleyerek eşlik edermiş. Kendi uğraşlarıyla yeterince mutlu olan bu genç kıza, gel zaman git zaman kabile tepki göstermeye başlamış. Kızın sesini beğenmeyen kabile halkı, ona şarkı söylemeyi yasaklamış. Genç kız, günden güne zayıflamaya başlamış, her gün de ağlarmış. Sesinin çirkin olduğunu düşündükçe ve şarkı söyleyemedikçe, üzüntüden sararıp solmuş. Bu acıya daha fazla dayanamayan genç kız kendini okyanusun sularına bırakmış. Kralın sesiyle aşka gelen balinalar kızı alıp, kralın ülkesine getirmişler.

Genç kız, gözünü açtığında kendini bilmediği bir karada bulmuş. Az gitmiş uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş. Sonunda karşısına, duvarlarında tıpkı kendi evindeki duvarlara çizdiklerine benzeyen resimleri olan, kocaman bir bina çıkmış. Merak etmiş dayanamamış ve binadan içeri girmiş. Bu bina kralın halkını toplayıp şarkılar söylediği yermiş. Binadan içeri girer girmez atmosferden büyülenen genç kız, şarkı söylemeye başlamış. Sesin binanın dışına da çıkıp, tüm ülkede yankılanmasını sağlayan bir düzenek kurdurtmuş olan kraldan habersizmiş genç kız. Kral, kızın sesini duyar duymaz şaşkınlık ve merak içinde koşarak binaya girmiş.

“Seni bana Tanrılar mı yolladı, sen benim ömrüm boyunca duymak istediğim sese sahipsin” demiş genç kıza. Genç kız ağlamaya başlamış. “Ben” demiş “Evimi terk ettim, çünkü orada şarkı söylememi yasakladılar. Beni buraya balinalar getirdi”.

O gün başlamışlar beraber şarkılar söylemeye, göz göze diz dize. Kral sahnedeyken, genç kız onu öyle bir seyredermiş ki, kızı görenler gözlerinden kıvılcımlar çıkacak sanırmış. Genç kız öylesine mutluymuş ki, sesini fark eden bir adamla, üstelik çok güzel sesli bir adamla seviştiği için, Tanrılara her gün şükredermiş. Bir sabah, kral uyandığında artık eski kral değilmiş. Kıza aşkla bakan, onun farklı olduğunu düşünen kral, kıza mesafeli davranmaya başlamış.

“Senin” demiş “Evine dönmen gerekiyor”.

Genç kız şaşkınlık içinde nedenini sormuş ama hiçbir cevap alamamış. Kral, onu okyanusa balinalara teslim etmiş. Genç kız balinalara, onu geri götürmemeleri için yalvarmış. Balinalar da onun gözyaşlarına dayanamayınca, kralın isteğini yerine getirememişler. Genç kız, aylarca, yıllarca gizli gizli binaya gidip kralı izlemiş. Onu her izlediğinde hıçkıra hıçkıra ağlamış. Genç kız, aşkından hiç vazgeçmemiş. Uzaktan da olsa onu izlemek ve dinlemek zaten sanki ona dokunabilmek demekmiş. Ormanlarda gizli gizli yaşayan genç kız, bir gün çok güzel bir ses duymuş. Bu ses, bir kadın sesiymiş. Koşarak binaya gitmiş. Bir de ne görsün; kral, el ele diz dize, uzun sarı saçlı, uzun boylu, soylu bir kadınla şarkı söylemekte, ona aşkını ilan etmekteymiş. Bu kadın başka bir ülkenin, soylu bir ailenin, iyi eğitimli, biricik kızıymış. Ailesi, kralın namını duyunca, kızını kralın ülkesine yollamış.

Kralı, bu güzel sesli soylu kadınla gören genç kız, kalbinin acısına daha fazla dayanamamış. Koşarak uzaklaşmış binadan. Kendini kırmızı okyanusa bırakan genç kızı, balinalar evine götürmüş.

Kabile halkı, onu görünce öyle sevinmişler ki, hemen pişmanlıklarını dile getirmişler.

“Tamam” demişler “İstediğin kadar şarkı söyleyebilirsin, bizi affet. Senden sonra bütün neşemiz kaçtı, meğer buranın neşesiymiş senin sesin”.

Yalnız, genç kız hiç konuşmuyormuş. Ağzından çıt bile çıkmıyormuş. Sanki dilini yutmuş gibiymiş. Olaylardan habersiz kabile halkı, bundan dolayı kendini suçlamış.

Kral soylu kadınla evlenmiş, üç de çocuğu olmuş. Genç kız, bir daha hayatı boyunca konuşmamış. Her akşam, mavi yıldızlara bakıp, kralla söyledikleri ilk şarkıyı düşlemiş. Ömrünün sonuna kadar, kralı ve o şarkıyı asla unutmamış.