İzin ver sevsin seni sevgilim

yelkenli5_1

“Biliyor musun?” dedi, “Ben en çok senin diz kapaklarını sevdim”. O zaman her şey bitmişti. En başından bitişe kadar bunu hiç anlamamak benim eksikliğim miydi yoksa sevgilerimizi, sevinçlerimizi, coşkularımızı cesurca ifade edemeyen çiftler olduğumuzdan mı?

“Gerçekten sevmiş beni” dedim, “Çok sevmiş…” Bana sevgini zamanında anlatamadığın için üzgün değilim. Sadece senin için üzüntüm, geç kalmışlığına. O kadar çok severim ki; o kadar içten, o kadar doğal, o kadar ben gibi, biz gibi, ikimiz gibi… İçinde tutmadan, sen gibi, olduğun gibi sevmen gerektiğini en iyi senin bilmen gerekirken ve sen bile becerememişken, kimden beklemeli?

Yaşanmışlıklarım artıyor sevgilim. Etrafımdaki herkes yavaş yavaş tüketiyor kendini. Umudun ışığını kısıyor birileri. Ah bir görsem o elleri, elime sopa alıp vuracağım avuçlarına, patlatana kadar onları.

“Seni bir yaşam boyu bitirmek değil de, sana hep yeniden başlamak isterim.” der Özdemir Asaf. Kimse yeniden başlamıyor…  Noktayı koyup çekip gidiyor… Zaten artık kimse şiir okumuyor ve aşk, kıyılarımızdan çekiliyor. Birileri korkuyor, birileri kaçıyor, birileri küsüyor, birileri yorgun, kimileri suskun…

Şimdi sen gidiyorsun, benim yüzümdenmiş duydum. Git sevgilim… Yelken aç maviliklere, bırak başka rüzgârlar çarpsın tenine. Geçip giderken zaman yelkenlerinin arasından, kapat gözlerini ve seni nasıl sevdiğimi düşün; nedensiz hem de hiç sebepsiz… Sevmeyi öğrenmeden asla demirleme. Durma sevgilim, sen kimselere benzeme. Unutma; geç kalınmışlıklardır, en büyük pişmanlıklar.

Ben giderken, “Seni kimse benim kadar sevemez, unutma” dedin. Ama sen de beni istediğim gibi sevemedin. Şimdi sen giderken ben sana söylüyorum. “Seni, benim gibi seven birini bulduğunda korkma. Sadece yaşa, hesap kitap yapma. İzin ver… Bırak, kapattığın yerlerine dokunsun. Hayat insanın karşısına sevebilenleri her zaman çıkartmıyor. İzin ver sevsin seni sevgilim.”