Öptü Beni Mozart

Öptü Beni MozartResmi

Anlatmak istesem dokunamadığımı, sen gittikten sonraları… Sen bilmezken orada olduğumu, sana nasıl baktığımı… Çok sonraları bile gözlerimin dolduğunu, terk ederken sesinin sihirli diyarını…

Tenim hassas, tenim dargın, tenim korkak; yazın daha kolay, kışın çok üşüyorum.

Bazı geceler düşünüyorum; aktığını gönlünün benim çok uzaklarıma. İçime göç ediyor, hazin fırtınanın kuşları. Çırpıyorlar kanatlarını, batıyorlar içime, avuçlarıma vuruyor acısı.

Bazı sabahlar, erkenden sesine uyanıyorum. Tek bir şey söylüyorsun: İsmimi. İşte o günler, şarkımızı söylüyorum.  Sonra birden özlüyorum. Gülüşünü… Ben, senin gülümseyen yüzüne baktığım o tatlı anlarda, sen muhtemelen yaramazlıklarımı hatırlayıp, kendi kendine gülümsüyorsun.

Anlayabilirler mi seni zamansız ve mekansız hissedişlerimi? Yollarsız sana gelişlerimi?

Geceleri yıldız oluyorum bazan, kayıyorum gezegenine. Bazansa, hatıran canlanıyor sol şakağımda. İşte böylece, dokunabiliyorum bizim olan o anlık mutluluğa.

Farklı zamanlarda, aynı yerlerde, aynı şeyleri düşleyebilir miyiz? Aynı gecelerin sabaha karşılarında, birbirimizi özleyebilir miyiz?

Başka bir çağa gidelim seninle. Sen Mozart’sın, bense soytarı. Yüzyıl, sokakta karşılaştığımız yerde başlasın. Sen koskoca Mozart, neredeyse tanıyorsun beni. Evine alıyorsun. Yeni bitmiş besteni çalıyorsun. Ben, çıkarıp soytarı kıyafetlerimi, balerin oluyorum. Sen, şaşırmıyorsun.

 Soytarı baleriniyim artık Mozart’ın.

“Sevgili Mozart, çok çaldınız, gelin biraz da dans edin.”

Biz dans edebilelim diye, piyanoyu çalmaya devam etti, evin kelebekleri.

Öptü o anda beni Mozart, sol şakağımdan.

Yüzyıllar geçse, farklı bedenlerde, yaşayabilir miyiz aynı geceyi, aynı öpücükle?

Çağlar değiştikten çok sonra, ellerimde artık, ayaklarımın yeteneği. Tarih olmuş bugün, ben yazmışım seni. Ben hâlâ soytarıyım, sense dahi.