Renkli Oyunlar Diyarı

19

Bu dünyayı hiç sevememiş bir kız çocuğuydum. Dorothy gibi topuklarımı birbirine vurup başka diyarlara gidecek, her gittiğim diyardan bir renk alıp dünyayı boyayacaktım. Bu benim hayattaki ilk planımdı.

“Anne, frambuazlı buz dağlarım olsaydı eğer o zaman üşümezdim.” Soğukları hiç sevmedim. “Baba biliyor musun ben gözümü kapattığımda bile siyah görmüyorum. İnsanlar hep siyah mı görür?” Hayallerimde yaşadığıma ve gerçeklikle tanışmam gerektiğine dair hiç uyarı almadım. Günlük hayatımda beynimin içinde kurguladığım yerlerde yaşayan bir çocukken, sahneyle tanıştığımda kurguladıklarımın sahnede resmen dirildiklerini gördüm. Orası bana ait bir gezegendi.

Biraz büyüyüp etrafıma baktığımda bunun bir meslek olduğunu ve sürüsüne bereket insanın bu işi yaptığını kavradım. Çok kızmıştım. “Anne o sahneler benim değil mi, nereden çıktı şimdi bu insanlar?” Ailem beni hayallerim konusunda hiç uyarmadı. Kendimi prenses zannediyordum, çok acılı bir serüvenin tam da başında olduğuma o zamanlar asla inanamazdım.

Ben bir dansçı, bir şarkıcı, bir oyuncu; bir yıldızdım. Büyüyene kadar öyle zannettim. “Anne hazırlanıyor musun, seninle kırmızı halıda yürüyeceğiz. Lütfen ödevine iyi çalış kuğu gibi süzülebilmelisin.” Ailem “O kırmızı halı nerede yavrucuğum?” diye hiç sormadı. Hayallerim hiç sorgulanmadı. Neden oyunsuz yaşayamayan bir çocuk olduğumu anladığım gün hayatımın değiştiği gündü. Bir sabah uyandığımda o kız çocuğu içimdeki gezegenlerin birine saklandı. Çocukça bir laf etti son kez “Küstüm ben,” ve bir daha hiç konuşmadı.

Büyümüş olan ben, onu bir daha rahatsız etmedim. Söz verdim kendisine, saklandığı yerden hep beni izleyecekti. O ölmesin diyeydi bütün çabalarım. Saklansın, çıkmasın ama yeter ki ölmesin. Sahne, küsmüş bir çocuğa verilmiş bir sözdü; ama sahneye çıkmak için yürünen acılı yolu o hiç bilmeyecekti. ‘Büyümüş olan ben’in artık anlatılacak hikâyeleri vardı.

Büyük benin sahnede bir sürü anısı oldu, saklanan çocuk ben, ikna olamasa da güvenmeyi öğrendi. Kaç oyun daha oynamalı, kaç hikâye daha anlatmalı ve bu uğurda ne kadar acı çekmeli onu saklandığı yerden çıkartmak için bilmiyorum. Yorulmam ki ben hep oynarım.

Biliyorum, o ikna olduğu gün, savunmasız; hayallerini saçacak, masum suratıyla kocaman gülümseyip uçuş uçuş koşacak. Yıllarca saklandığı gezegeni de yanında getirip onu hangi renklere boyadığını gösterecek, o en sevdiği yerde; sahnede.