ARAYIŞ

  Bir dans bu, bir düş; benim var oluş mücadelem Kim verdi ellerimdeki bu ateşi? Ayaklarımda yeryüzünü gıdıklayan bir rüzgâr var Işığın nereye kadar gittiğini bilseydim eğer veya bir notanın çıkarttığı sesin ulaştığı yeri O zaman geldiğim yeri bulabilirdim Koşmama gerek yok, koşmak bir yere varmayacak, bunu biliyorum Belki de öylece uzanmalıyım O ‘hiç’ kadar…

Ağzı Kurdeleli Kadın

Kadının kafasında evren, kadının ismi yok. Kadının beyni bir labirent, kendi de kayboluyor. Kimse bilmez, geceleri yıldızlara uçuyor. Bazen ona benzeyen bir evren kafalıyla karşılaşıyor. Beraber uçuyorlar. Kadınların içi uzay. Sınırsız bir boşlukta, zamansız bir hızda, zamanlı dünyadaki ömürlerini hesaplıyorlar. Onlar iki yakın arkadaşlar. Onlar uzayın kader bilicileri. Patlama ayırdı bedenlerini, biri dünyaya düşünce unuttular…