ARAYIŞ

  Bir dans bu, bir düş; benim var oluş mücadelem Kim verdi ellerimdeki bu ateşi? Ayaklarımda yeryüzünü gıdıklayan bir rüzgâr var Işığın nereye kadar gittiğini bilseydim eğer veya bir notanın çıkarttığı sesin ulaştığı yeri O zaman geldiğim yeri bulabilirdim Koşmama gerek yok, koşmak bir yere varmayacak, bunu biliyorum Belki de öylece uzanmalıyım O ‘hiç’ kadar…

Öptü Beni Mozart

Anlatmak istesem dokunamadığımı, sen gittikten sonraları… Sen bilmezken orada olduğumu, sana nasıl baktığımı… Çok sonraları bile gözlerimin dolduğunu, terk ederken sesinin sihirli diyarını… Tenim hassas, tenim dargın, tenim korkak; yazın daha kolay, kışın çok üşüyorum. Bazı geceler düşünüyorum; aktığını gönlünün benim çok uzaklarıma. İçime göç ediyor, hazin fırtınanın kuşları. Çırpıyorlar kanatlarını, batıyorlar içime, avuçlarıma vuruyor…

Güzel Sesli Kral

Evvel zaman içinde kalbur saman içinde, develer tellal iken pireler berber iken, ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken. Hamamcının tası yok, külhancının baltası yok, arap bacı hamama gider koltuğunda bohçası yok. Bir varmış bir yokmuş. Uzak diyarlarda; yıldızların mavi, okyanusun kırmızı olduğu bir ülkede, güzel sesli bir kral yaşarmış. Kral, öyle tutkulu bir adammış…