Başak Tarlası Ellerin

Sen konuşurken esen bir sonbahar esintisi gibi nefesin Ve eylül dinginliğini müjdeleyen bakışlarında İnsanı düşüncelere sürükleyen bir mana var.   Başak tarlası ellerin; naif bereketli. Böylece görünce ellerini ellerim, Utanıyor kendinden.   Daha evvel söyledim mi sana bilmem, Gülüşünü kedilere benzetirim çoğu zaman, Öyle sıcak ve sokulgan.   Sonra o gülüşünün hemen iki yanına sarkan…

Kozalaklar

Çam ağaçlarına bakıyorum Ağaçlardaki kozalakları sayıyorum Sonra nerede kaldığımı unutup baştan başlıyorum Kulağımda, etrafımda oynaşan kumruların sesi Güneş gözümden girip içime akarken kadınlığım coşuyor İçimde tıpkı etrafımdaki kumrular gibi oynaşma isteği Tenimi yakan, içimi kavuran bu güneş mi? Libidomu böylesine yükseltirken üstelik Bu coşku anımda serçeler bana bicirdiyor Kim bilir nice sırlar anlatıyorlar gökyüzüne dair…